Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Peygamber varisi Şehid İmam-ı Azam Ebu Hanife yi rahmetle anıyoruz.

Hanefiyim' Diyenler Hanefi Olsaydı'

Peygamber varisi Şehid İmam-ı Azam Ebu Hanife'yi rahmetle anıyoruz.

Doğumu Nesebi ve Künyesi 

İmam-ı Azam Ebu Hanife, H. 80'de Kufe'de doğdu. Ebu Hanife künyesinin meşhur olmasının sebebi hakkında eski kaynaklarda yeterli bir açıklama yoktur. Ancak "Hanif" kelimesinin müennesi olan "Hanife" kelimesine nispetle bu künyenin, İslam'a tam gönül vermiş abid bir kimse olması veya Iraklılar arasında "Hanife" denilen bir divit veya yazı hokkasını devamlı yanında bulundurması sebebiyle verilmiş olduğu söylenmektedir. Hanife isminde bir kızı olduğundan bu künyeyle anıldığı söylenmişse de kabul görmemiştir.
İlmi Yetişmesi

Ebu Hanife Kufe'de yetişti. Gençliğinde kumaş ticaretiyle uğraştı. Bu ticaret onu ilimle uğraşmaktan alıkoymadı. Onu ilme teşvik edenin Şa'bi olduğu rivayet edilmektedir.

Ebu Hanife pek çok ilim halkasına katılmış ve değerli zatlardan ilim almış olmakla beraber, onun en uzun süre hocalığ…

Kendini Türk olarak tanımlayan BAR müdavimlerine duyurulur. Genetiğine tecavüz edilmiş Gregorius Türkleri sizi...

Genetiğine tecavüz edilmiş Gregorius Türkleri sizi...

(Türkler’in nasıl yıkılacağını II. Mahmud zamanında yaşayan bir Patriğin, Rus Çarı’na gönderdiği mektuptan öğrenelim.)

Istanbul Patriklerinden olan Gregorius, Ikinci Mahmûd Han zamanında çıkan Rum isyanının baş plânlayıcısıydı. (Bu suçundan 1821‘de Patrikhane kapısında idam edildi.) Patrik Gregorius’un Rus Çarı Aleksandra’ya yazdığı mektup, tarihî öneme hâiz olup, önemli tespitlerde bulunması bakımından mühimdir. Patrik, Rus Çarı Aleksandra’ya yazdığı mektupta şöyle demektedir:
“Türkler’i maddeten ezmek ve yıkmak imkânsızdır. Onlar, mensub oldukları dinin gereği olarak çok sabırlı ve mukavemetli insanlardır. Gayet mağrurdurlar ve izzet-i îmân sahibidirler. Bu hasletleri; dinlerine bağlılıkları ve kadere rızâ göstermeleri yanında, kumandanlarına, büyüklerine olan itaat duygularından gelmektedir.
Zekîdirler ve kendilerini müsbet yolda yönetecek reislere sâhib oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Gâyet kanâatkârdırlar. Onların bütün mezi…

Fatiha Suresi, Müddesir suresinden sonra Mekke'de inmiştir.

Fatiha Suresi, Müddesir suresinden sonra Mekke'de inmiştir. 7 ayetten oluşmaktadır. Tam olarak inen ilk suredir. Resmi sıralamada birinci, nüzul sırası itibarıyla beşinci sûredir. Kur'an'ın ilk sûresi olduğu için açış yapan, açan manasına "Fâtiha" denilmiştir. Halk arasında yaygın olarak "El-Hamdülillah" suresi olarak da bilinir. Bu sureye "ana kitap" manasında "Ümmü'l-Kitâp", "dinin esaslarını ihtiva eden" manasında "el-Esâs" isimleri verildiği gibi, ana hatlarıyla İslâm'ı anlattığı için "el-Vâfiye" ve "el-Seb'u'l-Mesânî", birçok sırrı taşıdığı için "el-Kenz" gibi isimler de verilmiştir. Peygamberimiz "Fâtiha'yı okumayanın namazı olmaz" buyurmuştur. Bundan dolayı beş vakit namazın her rek'atında bu sûreyi okumak vâciptir. Namaz kılan her Müslüman, bu sureyi günde kırk kere okumaktadır. Bismillahirrahmanirrahim. "Elhamdü lillâhi rabbil’alemin. Erra…

Secde ediyorsan oku İbretlik Bir Hikaye...

İbretlik Bir Hikaye... Okumadan Geçme !

Delinin biri camiye girer, belli ki namaz kılacak. 
Ama oturmaz, meraklı ve şaşkın gözlerle etrafı süzer-dolanır.
Bir oraya, bir buraya her köşeye dikkatlice bakar ve hızla çıkar gider..

Az sonra sırtında bağlanmış odunlarla tekrar gelir
camiye ve tam namaza başlamak üzere olan
cemaatle birlikte saf tutar..
Ama sırtındaki odunlarla güç bela bitirir namazını.

Eğilip kalktıkça yere düşen odunlar, çıkardığı ses vs.
derken, tabii cemaat de rahatsız olmuştur bu durumdan.. Nihayet biter namaz, bitmesine ama her kafadan bir ses çıkar..
Herkes kıpırdanmaya, adama söylenmeye başlamıştır bile.. İmama kadar ulaşır sesler, hafiften tartışmalar…

İmam aynı mahalleden, bilir az çok garibin halini,
şefkatle yaklaşır meczubun yanına ve der ki:
“Oğlum böyle namaz mı olur, sırtında odunlarla, sen ne yaptın? Hem kendini hem de çevreni rahatsız ettin bak,
bir daha namaz kılmaya yüksüz gel olur mu?”

Bunu duyan meczub melül-mahzun, ama manalı bir bakışla sorar “Âdetiniz böyle değil …

Alhamdulillah for everything.

I Need Allah In My Life  Alhamdulillah for everything. Just think about it for a minute. So many blessings we take for granted every single moment of our lives. The neurons in our brains function. Blood flows throughout the body at an incredible pace. Our heart pumps nonstop. Our lungs breathe to inhale oxygen and exhale carbon dioxide. Our thyroid keeps us in between extremely cold and extremely warm. Our kidneys help excrete the toxins we don't need anymore. Alhamdulillah, we have so many blessings to be thankful in our bodies alone. Alhamdulillah alhamdulillah alhamdulillah!

KASAS 85

KASAS/85
(Resulüm!) Kur'ân'ı (okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni (yine) dönülecek yere döndürecektir. De ki: "Rabbim, kimin hidayetle geldiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir." (KASAS/85)


YAVUZ SULTAN SELİM benim ATAm

YAVUZ SULTAN SELİM

1515 yılında Dulkadiroğlu Alâüddevle’yi mağlup etmişti. Mısır Sultanı, Anadolu’daki bu fethi 

protesto için Yavuz’a bir elçi gönderdi. Elçi Yavuz’a:

“-Hutbelerde sultanımızın adı okunan memleketleri iade ediniz.” dedi.

Yavuz haşin edasıyla cevap verdi:

“-Var sultanına söyle, hutbede ve sikkede ( paralara vurulan damgada ) adının muhafazasını 

Anadolu’da değil, Mısır’da düşünsün!

Elçi başını eğip, alçak sesle yalvardı:

“-Ben bunları sultanıma nasıl söylerim, siz bir elçi gönderseniz de o söylese…

”Yavuz gürler:

“-Elçiye lüzum yok, Mısır’a ben geliyorum!”

Ve çok geçmeden dediğini yapar. Bir zaman sonra Mısır’ın fethini gerçekleştirir Yavuz 

Padişah’ım…


Birgün bir sahabe, Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in (sav) huzuruna gelerek

PEYGAMBERİMİZİ AĞLATAN BİR OLAY

Birgün bir sahabe, Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in (sav) huzuruna gelerek cahiliye devrine ait bir vahşiliği şöyle dile getirir:- Ya Resulallah! Biz cahiliye devrinde kız çocuklarımızı diri diri toprağa gömerdik. Benim de bir kız çocuğum vardı. Annesine, “Bunu giydir, dayısına götüreceğim” dedim. (Kadın bunun ne demek olduğunu iyi bilirdi. Ciğerparesi, biricik evladı biraz sonra bir kuyuya atılacak ve orada çırpına çırpına can verecekti. Ne var ki, kadının böyle bir canavarlığın önüne geçme imkânı yoktu. Yapabileceği tek şey, için için ağlayıp kanlı gözyaşı dökmekti). Hanımım dediğimi yaptı. Çocuk gerçekten dayısına gideceğini zannediyor ve cıvıl cıvıl koşuşuyordu.Çocuğun elinden tutup daha önce kazdığım bir kuyunun yanına getirdim. Ona kuyuya bakmasını söyledim. O tam kuyuya bakayım derken, sırtına bir tekme vurdum ve onu kuyuya yuvarladım. Fakat her nasılsa, eliyle kuyunun ağzına tutundu. Bir taraftan çırpınıyor..., diğer taraftan da “Babacığım üzeri…

Hz. Ali bir Hristiyana misafir oldu.

Yalan Yazan Tarih utansın

Hz. Ali bir Hristiyana misafir oldu.
Adam üzüm getirdi.
Hz. Ali üzümü yedi.Sonra üzümden yapılmış şarap
getirdi.
Hz. Ali buyurdu ki : Haramdır.
Hristiyan dedi ki : Siz Müslümanlara şaşarım.
Üzüm helal ,içki haram.
Halbuki bu, bundan yapılıyor.
Hz. Ali buyurdu ki : Eşin var mı.
Dedi var.
Kızın var mı.
Dedi o da var.
İkisi de gelsin buraya.
Eşi ve Kızı gelince
Hz. Ali buyurdu ki :Bu Kız bu Anneden dir, Ama
görüyorsun ki ALLAH Annesini sana helal, Kızını ise
haram kılmıştır.
Hristiyan biran için duraksadı, şok olmuştu. Bütün bildiklerini sorgulamaya ve halifeye doğru ağlamaklı bakmaya başladı.
Elinden öpüp Müslümanlığını ilan etti.. __________________________________


Bir ateis bir müslüman a sorar yahu yahu yobaz lar siz üzümü yersiniz pekmezi  yersiniz  şerbetini yapragını yersiniz şaraba gelince haram dersiniz bu da bun dan. Bu neyin  kafası.  Müslüman cevap verir. Sen annenin sütünü içiyorsun bokunu da yesene buda bun  dan. Sen  neyin kafasını yaşıyorsun.

DOĞRULUĞUN SONU BÖYLE OLUR

Fatihin Torunları DOĞRULUĞUN SONU BÖYLE OLUR

Adam, Harem-i Şerif'in kapısında hep aynı duayı okuyordu:

- Ey doğrulara yardım eden, haramdan kaçınanları koruyan!..
Ona 'Sen başka dua bilmez misin?' dediler. O şöyle açıklama yaptı bu duayı tekrar etme sebebi olarak:

- Ben Beyt-i Şerif'i tavaf ederken ayağıma takılan şeyi eğilip aldım. Bir de baktım ki, içinde bin altın bulunan bir kese. Şeytanımla imanım mücadeleye tutuştular. 'Bin altın çok para, senin bütün ihtiyaçlarını karşılar.' dedi şeytanım.

İmanım ise, 'Bu haramdır, boşuna saklama, sahibini bul, teslim et.' dedi. Ben böyle mücadele içinde iken birinin sesi duyuldu.

- Burada içinde bin altınım bulunan kesem kaybolmuştur. Kim buldu ise versin, ona otuz altın müjde vereyim.

Bin haramdan, otuz helal hayırlıdır, diyerek keseyi sahibine teslim ettim. O da bana otuz altın verdi. Bunu alıp bakırcılar çarşısında gezerken bir Arap kölenin bu paraya satıldığını görünce hemen satın aldım. Bir müddet sonra bu kölenin …

Fatih Sultan Mehmet! sınıfta hiç akıllı durmaz,önünde oturan çocuklara

Edep Yâ Hû Fatih Sultan Mehmet! sınıfta hiç akıllı durmaz,önünde oturan çocuklara kalem batırır, bağırır çağırır hocası akşemsettin bir şey dediği zaman “sen bana bişey diyemezsin ben padişahın oğluyum” diye tehdit ederdi.
Akşemsettin artık bu durumdan rahatsız ama bir okadarda çaresizdi. Padişahın karşısına bu konu hakkında gitmekten haya ediyordu.Padişaha çocuğunu şikayet etmek düşüncesi ona çok ağır geliyordu. Birgün artık herşeyi göze alıp padişahın huzuruna çıktı ve olanları ona sıkılarak anlattı. Padişah durum karşısında bir müddet düşündü ve o müthiş planını akşemsettinin kulağına usulca açıkladı. Aman yarabbi bu ne plandı, mümkün değildi bu planı uygulamak.Akşemsettin plan konusundaki rahatsızlığını padişaha ilettiysede padişah onu dinlemedi ve bu iş olacak dedi. Ertesi gün yine ders ortamında ve yine Fatih Sultan Mehmet yaramazlık yapıyordu. Akşemsettinin uyarısına yine aynı tehdit cevabını verdiği sırada padişah ansızın kapıyı açıp içeri girdi.

Bu olay karşısında akşemsettin hi…

Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerin helâl ve temiz olanlardan yiyin

Yalan Yazan Tarih utansın

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerin helâl ve temiz olanlardan yiyin ve kendisine îman ettiğiniz Allah’tan korkun.”
(Mâide, 88)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Allah’tan korkun ve rızkınızı güzel yollardan arayın.”
(Münâvî, I, 162)

Helâl Rızık


Sehl bin Abdullah Tüsterî, birisine bir koyun satmıştı. Satın alan adam bir süre sonra koyunu Tüsterî Hazretleri’ne geri getirip:

“–Bu koyunu geri al; çünkü ot yemiyor!” dedi.
Tüsterî Hazretleri:

“–Onun ot yemediğini nereden çıkarıyorsun?” diye sordu.
Adam:

“–Onu otlatmak için götürüp bir tarlaya saldım; ağzını hiçbir şeye sürmedi.” dedi.

Tüsterî Hazretleri de:

“–Ey efendi! Yanlış yapmışsın! Bilesin ki, insanların ekinlerini yemek bizim koyunumuzun âdeti değildir; git ona paranla aldığın otu ver!” dedi.

Adam gidip denildiği gibi yaptı ve koyun ot yemeğe başladı.
Demek ki bir zamanlar müslümanların helâl gıdâ husûsundaki hassâsiyetleri, sahip oldukları hayvanâta bile in’ikâs etmekteydi.
Rızkın helâlini seçmek,…

Hayatta strese karşı ilaç olarak Osmanlı'nın düstûr edindiği 5 esas şunlardır:

Osmanlı'nın düstûr edindiği 5 esas ________________________________________
Hayatta strese karşı ilaç olarak Osmanlı'nın düstûr edindiği 5 esas şunlardır:

1- Er-rızku al'allah: Rızkı veren Allah'tır. Başkasının önünde eğilme

2- Tevekkeltü al'allah: Allah'a dayan

3- Ya Nasip: Canını sıkma eğer nasipse olur

4- Ya Sabır: Sabretmeyi bil, vaktinden önce bahar gelmez.

5- Bu da geçer ya hû: Unutma!

Zenginlik de fakirlik de, hastalık da sağlık da, mutluluk da, başarı da başarısızlık da..
Hepsi geçicidir. Hatta hayat bile...

Bakî olan Allah'tır...






Kelime-i Şehadet

Kelime-i Şehadet 
Eşhedu en lâ ilâhe illellâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlü.”

Kelime-i Şehadet Anlamı
“Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka Tanrı yoktur. Yine şahitlik ederim ki Hazreti Muhammed (s.a.s.) Allah’ın kulu ve Peygamberidir.”
SubhanAllah Alhamdulillah lailahailAllah Allahuakbar








Yavuz bahadıroğlu - Kayıtdışı tarihimiz

İstanbul ve havalisi İngilizlerin, Maraş tarafları Fransızların işgali altında olduğu halde, neden sadece İzmir'i işgal eden Yunan ordusuyla savaştık? Mademki Yunanistan'la savaştık, neden Lozan'da karşımıza İngiltere çıkmıştı?

Peygamber Efendimiz’in Mekke’den Medine’ye hicretini esas alan “Hicri Takvim” bırakıldı, yerine “Gregoryan stili Miladi Takvim” kabul edildi.

Yıllar önce saltanatı ve hilafeti kaldırmayı kabul ettik; sonrasında alfabelerini kabul ettik; kılık kıyafetlerini kabul ettik; müziklerini kabul ettik...
Bitmedi: Yüzyıllar boyu konuştuğumuz dili bırakıp “çitakça”ya benzeyen “uydurukça”yı kabul ettik; Fransızca “madame (madam)”dan dönme “bayan”la, “monsieur (mösyö)”dan dönme “bay”ı kabul ettik...
Yetmedi: Dini kimliğimizle ve milli varlığımızla yüzyıllar boyu örtüşüp bütünleşmiş selamımızı atıp “İyi sabahlar” anlamındaki Fransızca “bonjoure (bonjuğ)”un tercümesi olan “günaydın”ı kabul ettik.
Kafalarımız bu yüzden çok karıştı: Kimimiz “hello” dedik, kimimiz “selam”…

İşte hadisler ışığında, sahabelerin gözlemleriyle, Hz. Muhammed (sav) in Ramazan ı…

ALLAHU AKBAR

Hz. Muhammed sahur ve iftarda ne yer, neler yapar, ne gibi ibadetlerle meşgul olurdu? İşte hadisler ışığında, sahabelerin gözlemleriyle, Hz. Muhammed (sav)’in Ramazan’ı…

Allah’ın resulü efendimiz (sav) hayatı boyunca hep sosyal bir insan olmuştur.
Özellikle Ramazan ayında Peygamberimiz, hasta ve yaşlılara sıkça yaptığı ziyaretleri arttırır, fakir sahabelerin evlerine uğrar, sosyal bir sıkıntı olan her yere tüm sahabelerden önce yetişerek dertlerin çözümünde aktif rol oynardı.
Hz Muhammed (sav) sahur ve iftarda genellikle hurma yiyebilir ve su içerdi.
Diğer sahabelerden farklı beslenmeyen ve ailesini de öyle yedirmeyen Resulullah Efendimiz, yiyecek bir şey bulamadığında yemez, bulduğundaysa çoğunu dağıtırdı.
Hz Muhammed, hiçbir dönemde aşırıya kaçmamış, aşırılığı övmemişti. İftar ve sahurlarda, bolluk içinde ziyafetler tertip edilen günümüzde bu işin sağlık yönünü de hatırlatıyoruz.
Riyazü-s Salihin adlı hadis kitabında yer alan bir hadiste de Resulullah (sav) müminlere nasıl yem…